27 May

Buram buram amonyak kokulu, kösnül reklam dolu aşırı şirin kulübeler

Şimdi buyurun oksidentalizmin de oryantalizmin de cenaze namazına

bi keresinde büyüyünce…

30 Apr

 

o da reçelci teyze olacaktı.

bir de traffic jam var ki hiç yeri değil şimdi. bütün şirin dramı uçurdu gitti, diğmi?

bilinçaltıma…

21 Feb

 

“neredeyim” sorusuyla açtım gözlerimi. yokuşu çıktım indim, çıktım indim. etrafı süzerken her yeni bir kültürün içine düştüğümde olduğu gibi gözlerim bir metre kadar açık kaldı. ağzım kulaklarımda. eyvallah. nihayetinde bir amcaya orada gezilecek yerleri sordum ve finlandiya’da olduğumu öğrendim. ama hava hiç de soğuk değildi. üstelik gökyüzüne süzülen o muhteşem beyaz bina… hayır, hayır. lenslerimin yanımda olmadığını farkettiğim ve deklanşörümün sürekli tutukluluk yaptığı sırada gördüğüm envai çeşit sincap kısmı tamam doğru ama kuzeye o kadar uzun bir ev yakışmaz. ayrıca da SD kartım takılı değilken sincap fotoğrafları çekmiş olmam mümkün değil sevgili bilinçaltım. bir sonraki sefere rûyamda daha fazla eğlenebilmem adına bulunduğumuz ülkenin coğrafi konumu ve iklimi hakkında gerçekçi olmanı,  daha fazla fotoğraf çekebilmem için havayı  geç karartmanı ve son olarak da uygun objektifin makineme takılmış olmasını tavsiye ediyorum.

şimdi “wake me up when september ends” tatlım.

merve

Tags: ,

13 Jan

mesela ki bi de ‘ben’ vardır. bi de ‘ego’. bi de ‘égoïsme’.  خودخواهی. selbstsucht. स्वार्थ. egoísmo. أنانية. filan… her yerde.

yedigöller

27 Nov

Yedigöller fotoğrafları kendini manzara değil de soyut fotoğraf zannettiğinden her zaman çekenlere gıpta etmişimdir. Dolayısıyla uzun zamandır Bolu’ya gitmek istiyordum ve nihayet geçen haftasonu fotoğraf grubumla (dostr) yollara düştük. Çok da iyi, çok da güzel oldu. Daha ilk adımımı attığım anda su öyle bir hâldeydi ki kendini farklı bir boyutta hissetmemek mümkün değil. İşte o zaman maharetin sadece fotoğrafçılarda olmadığını anladım. Meğersem doğa şov yapıyormuş, haberimiz yokmuş. Manzara fotoğraflarıyla çok da aram olmamasına rağmen büyülendim diyebilirim. Yansıma, sis, renkler ve sonbahar… Tabi ki gözün yanında gönül doygunluğu da mühim. Yalnızca manzara bir yere kadar. Ne demiş Attila İlhan,

garson masa iyi, manzarayı değiştir
sırası mı mehtabın, yıldız yağmurunun
bu gece yalnızım onlar gelmeyecek

Çok şükür benim yanımda dostr vardı ve manzara tam kıvamındaydı. Her saniye eğlendik =)

Bu fotoğraf da gezinin kalıcı hatırası oldu benim için. Bir de geçici hatırası var maalesef: kırmızı palyaço burnum. O kadar soğuk, o kadar soğuktu ki bir haftadır AAAA-CHOOOO! Aklınızda bulunsun asla Yedigöller’i kasım sonuna ertelemeyin. Zira benim gibi eve tıkanıp Contemporary Istanbul’u da kaçırabilirsiniz =/

beynimi 7′n

7 Nov

beynimi 7′n a video by merviano on Flickr.

Malumunuz günlerden kurban bayramı. Konsepte uygun fotoğraflar çekmeyi arzuluyordum lakin vakit yetersizliği ve yorgunluk her yanımızı sarmıştı. Neyse gece annem kurban beyninin zarını soyarken o loplar hop hop yerinde duramayıp zıpladıkça ve özgürleştikçe aklıma geçen sene zavallı kardeşime sürekli “hadi fotoğrafını çekeyim, hadi çekeyim, hadi” diyerek beynini yediğim ve nihayetinde onu beyin yemek üzereyken fotoğrafladığım bu kareler geldi aklıma.

Bu arada beyin yemek… Evet, itici bulmayı isterdim. Nasıl böyle herşeyi yeme potansiyeli olan bir insana dönüştüğümü bilmiyorum ama bir gerçek var ki beyin zeytinyağı, limon ve kekik ile inanılmaz lezzetli. Üstelik yediğiniz beyne göre kafanız bazı konularda daha hızlı çalışabilir. Mesela ki Kayserili bir ineğin beynini yediğinizi varsayıyorum… “Höbek köyünün bla bla bölgesi daha otlaktır” tarzı detay cümleler bilinçaltınıza yerleşecektir. Bir başka optimistik açıdan baktığımızda, arkanızda uçan bir sinek olduğunda ahenkle kuyruğunuzu sallama refleksine sahip olabilirsiniz.

Ayrıca beyin yeme eylemi sırasında inanılmaz klişe espriler yapabilme yeteneğinizin geliştiğini de farkedeceksiniz ve peş peşe bazı cümleleri kurma isteğinde boğulacaksınız. Örneğin,

# hayvanın beyni bulanmış
# anne, fikirlerinle bu öküzün beynini mi yıkadın?
# ineğin beynini kemirdim
# beyninden vurulmuşa dönmüş
# beynimi yedin (evet, kabul ediyorum özellikle de “beynimi 7’n” şeklinde yazmak korkunç bir klişe)
# ne yaptıysam çatalım beynine girmedi.
# -bu tabak kimin?
-Bey’in…

Özetle, beyin yemek iyidir. Hatta zeytinyağı, kekik ve limonla tadından yenmez. Kafa açar.

Via Flickr:
tüm beynimi yiyenlere ve beynini yediklerime ithafen…

Cem Karaca’yı Anımsamaca

29 Oct

Yine bir gün her zamankinin biraz farklısı gibi Filiz’le “İşçisin sen işçi kal” mırıldanarak evden çıkıp istasyona gelmişiz, (o sırada şarkı söylemiyoruz, bitti) Walthamstow’dan tren almak üzere Oyster’larımızı touch in’liyoruz filan… İşte tam o sırada nereden geldiğini kestiremediğimiz bir ses duyduk. Hafif boğuk. Gür. Kendinden emin. “R”de vurgulu. CEM KARACA. Zaman zaman kafamda dönüyor. CEM KARACA. Önce birbirimize, sonra ürkekçe arka tarafa, sonra bir daha birbirimize bakış attik. O’nu görmüştük. Hemen her karşılaştığı Türk’ün kendisini Cem Karaca’ya benzetmesinden bahsetti. Yol boyunca sohbet ettik. Her parmağındaki o kocaman yüzükleri tanıttı, dövmelerinin hikayesini anlattı. Öylesine naif bir kalbi vardı ki… Kolundaki kocaman kalp dövmesinde eşinin, çocuklarının ve torunlarının isimlerini görünce kocaman gülümsedik. Bize çantasındaki yedek şapkasından, ücretsiz ihtiyar yolculuk kartına kadar gösterdi. Anlattı, anlattı. Gençliğini anlattı. Cem Karacayı anlattı. Eşiyle Cem Karaca arasındaki bağlantıyı anlattı.  Bıyıkları o kadar güzel olmasa belki ağzını okuyabilir ve asıl hikayeyi tam olarak anlayabilirdim. En azından aksanı… Neyse işte o öyle inanılmaz çok iyiydi. Sonra reveranslar eşliğinde sesli sesli şarkı söyleyerek trenden indi. Muhtemelen gülümsüyordu. Yine bıyıklar… Oysa biz hiç gitmesin, çoğunu anlayamadığımız hikayeler anlatsın istedik.

Kadınlar seri tüketir, erkekler paralel

5 Sep

Evet, biz kadınların büyük bir yüzdesi olarak alışverişi severiz. Çıldırabiliriz, normal. Üstelik bilim adamları bir kadının ömrünün iki yılını makyaja, üç yılını alışverişe ayırdığını iddia ettikleri gibi  eve taşımaya gücümüzün yetmediği torbalarla dönüşümüzü orbitofrontal cortex’imizin arı gibi çalışmasıyla bağdaştırmışlar. Zaten bir keresinde de bir kadının hayatı boyunca elektrik süpürgesiyle temizlik yaparken Londra’dan New York’a yürüyerek gidip gelmiş kadar yol kat ettiğini söylemişlerdi. Unutmadan, 107 günü de makyaj silmeye harcıyormuşuz. Ne diyordum, orbitofrontal cortex. Aferin o bilim adamlarına. Bir gün onların ‘bla bla ömrünün şu kadar kısmını bla bla ile harcıyor’ cümlesini sarfedişlerinin ömürlerinin ne kadarını kapladığını araştırmak lazım. Neyse bütün kelimeleri de tüketmeyeyim şuracıkta.

Şimdi kadınlara ve tüketimlerine geri döndüğümüzde kabul, gayet hızlı ve seri. Bunun inkar edilemeyecek bir gerçek  olmasına karşın azcık da zâhirden geçip bâtını irdelersek görüntünün ardındaki bazı etkenleri de konuşmak gerekir. Kadınların tüketim sıklığının dikkat çekiciliğine ve  karşı cinsle kıyaslandığı vakit çok daha yoğun olduğunun düşünülmesine neden olan büyük etken tüketimin biçimidir. Zira kadınlar seri ise erkekler -çaktırmadan- paralel tüketir.

 

26 Apr

sen şimdi bunları okurken ben muhtemelen bir yerlerde şuh kahkahalar atıyorum.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.